Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Technorati button
Linkedin button
Delicious button
Digg button
Flickr button

Eğitimde Sosyal Medyanın Önemi

Posted Haziran 12th, 2011 in Sosyal Medya by Volkan Çelik

Sosyal medya ağı, bazı ülkelerde politik ve toplumsal açıdan değişimi tetikleyen bir araç, ancak aynı zamanda iyi bir öğrenme methodu. Dünyanın farklı köşelerinden insanlarla buluşmayı sağlayan internet, sınırları ve mesafeleri ortadan kaldırıyor. Peki okullar bu sistemden nasıl faydalanıyor?

Kanadalı öğrenciler sosyal medya yoluyla Brezilya, İngiltere ve hatta Güney Afrika’daki yaşıtlarıyla buluşuyor. Sorularını facebook veya e-posta yoluyla ileten gençlerin bugünkü konusu ırkçılık.

Kanada’da öğrenciler çalışmalarında 25’ten fazla yazılım sistemi ve bilgisayar kullanıyorlar. Ödevlerini öğretmenlerinin bloguna postalıyorlar.

Sosyal medya öğretmenleri bir araya getirirdiği kadar bölebilir de… Eğitimciler, sınıfta teknoloji kullanma konusunda henüz hemfikir olmadılar. Sosyal medya ağının kullanım oranını daha iyi anlayabilmek adına, digital işlemci, John Davitt ile konuştuk.

Sosyal medya, zaman alıcı yapısı ile olduğu kadar öğrencileri odalarına hapseden, özel hayatlarını dışarıya fütürsuzca yansıtan bir ağ olarak da adlandırılıyor. Peki ama öğretmenler sosyal medyanın yarar ve zararlarını öğrencilerine anlatıyor mu?

Almanya Düseeldorf’da bulunan Rudolf Steiner Lisesi’nde evet! Bu okulun kendine ait bir paylaşım sitesi, web sitesi hatta ‘facebook’, ‘twitter’ ve ‘youtube’ sayfası bulunuyor. Öğrenciler verileri bilgisayar üzerinden paylaşırken, öğretmenler ise birer moderatör gibi davranıyor. Ve en önemlisi okuldaki herkes gizlilik kurallarının bilincinde.

Sosyal Medya’da varolmak, kampanya yapmak değildir!

Posted Mart 2nd, 2010 in Dijital Pazarlama, Sosyal Medya by Volkan Çelik

Ufak ya da büyük (kimilerine göre giden hediyenin veya etkinliğin büyüklüğü, kimilerine bütçe, kimilerine göre kampanya ya dahil olan kişi sayısı… Bence tek cevabı “alınan geri bildirim”…) kampanyalar ile markalar sosyal medyada yerlerini alıyor. Ya da aldıklarını sanıyorlar.

Neden mi?

Marka bir kampanya yapıyor, bu kampanya projesinin bir süreci oluyor. Bu süreç, eğer varsa hediye ve davetlerle markanın sosyal ağlar üzerinde konuşulmasını sağlıyor. Bunun için küçümsenmeyecek bütçeler ayrılıyor.

Eee sonra?

Farklı süreçler gösteren bu kampanyalar bir süre sonra kaybolup gidiyor. Evet bazen hatırlıyoruz, x marka şunu yapmıştı… O kadar!

Yeterli mi?

Kampanya yapmak ile varolmak arasında kalın bir duvar var. Eğer kısa/uzun süreli bir kampanya yapıp sonra bir daha bakmayacağın mecralara girmenin anlamı ya da mantığı yok.

Yani?

Varolmayı bilmek, markayı bu mecralar varolmasını korumak, marka elçileri yaratmak, toplulukları kontrol etmek gerekiyor. Tabii ki müşterilerinize yönelik avantajların sunulacağı kampanyalar yapılmalı ama sadece kampanya yapmak için sosyal ağlarda bulunmak yanlış. Markanın varlığını korumaya yönelik çeşitli projeler yapılmalı… Uzun soluklu projeler, doğru stratejiler ilerler…

Aksi halde, ne gönderdiğiniz hediyenin, ne gerçekleştirdiğiniz etkinliğin, ne de bu iş için yatırdığınız bütçenin hiç bir anlamı olmaz.

Sayın Murat Kahraman‘ın Sosyal Medya 101 isimli kitabında bahsettiği örnek sosyal medya kampanyaları ve bu kampanyaların geri bildirimlerini görmeniz mümkün. Murat Kahraman’ın kitabında adı geçen tüm sosyal medya kampanyalarına tekrar incelemek istedim.

Yapıldıkları tarihte büyük ilgi gören bu kampanyalara tekrar baktığım zaman gördüğüm, markaların sosyal ağları kullanmayı bıraktıkları. Evet, çünkü hepsi birer kampanya, hiç biri sosyal medya da varolmak için yapılmış projeler değildi.

Bu marka için büyük bir hata. O kadar başarı kampanya yaptıktan sonra neden sosyal medyada varolmaya devam etmediniz?

Ufak ya da büyük (kimilerine göre giden hediyenin veya etkinliğin büyüklüğü, kimilerine bütçe, kimilerine göre kampanya ya dahil olan kişi sayısı… Bence tek cevabi “alınan geri bildirim”…) kampanyalar ile markalar sosyal medyada yerlerini alıyor. Ya da aldıklarını sanıyorlar.

Neden mi?

Marka bir kampanya yapıyor, bu kampanyanın projesinin bir süreci oluyor. Bu sürec, eğer varsa hediye ve davetlerle markanın sosyal ağlar üzerinde konuşulmasını sağlıyor. Bunun için küçümsenmeyecek bütçeler ayrılıyor.

Eee sonra?

Farklı süreçler gösteren kampanyalar bir süre sonra kaybolup gidiyor. Evet bazen hatırlıyoruz, x marka şunu yapmıştı… O kadar!

Yetiyor mu?

Kampanya yapmak ile varolmak arasında kalın bir duvar var. Eğer kısa süreli bir kampanya yapıp sonra bir daha bakmayacağın mecralara girmenin anlamı ya da mantığı yok.

Yani?

Varolmayı bilmek, markayı bu mecralar varolmasını korumak, marka elçileri yaratmak, toplulukları kontrol etmek gerekiyor. Tabii ki müşterilerinize yönelik avantajların sunulacağı kampanyalar yapmak gerekiyor ama sadece kampanya yapmak için sosyal ağlarda varlığınız korumak için yapılmalı…

Sonuç

Sosyal medyada bulunmak irili-ufaklı, kısa-uzun vadeli kampanya yapmak değildir.

Sosyal Medya’nın Yaş Ortalaması ve Cinsiyet Dağılımı

Posted Şubat 17th, 2010 in Araştırma / İstatistik, Dijital Pazarlama, Internet, Sosyal Medya by Volkan Çelik

Milyonlarca insanın bir arada olduğu sosyal ağların yaş ortalaması özellikle dijital pazarlama ve sosyal medya uzmanları için çok önemlidir.

Pingdom tarafından gerçekleştirilen bu istatistik, Amerika’daki birçok siteden tutarlı yaş bilgisi alabilmek için Google’ın Reklam Planlayıcısı servisi tarafından sunulan demografik özellliklerini kullanılmıştır. İhtiyaçları olan tüm bilgilere ulaşabilmek için alınan bu veriler üzerinde ayrıca bir istatistik daha geliştirilmiş.

Bu istatistik için 19 siteden veri toplanmış; Facebook, LinkedIn, MySpace, Twitter, Slashdot, Reddit, Digg, Delicious, StumbleUpon, FriendFeed, Last.fm, Friendster, LiveJournal, Hi5, Tagged, Ning, Xanga, Classmates.com, Bebo.

Continue Reading »