Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Technorati button
Linkedin button
Delicious button
Digg button
Flickr button
11

Sosyal Medya’da varolmak, kampanya yapmak değildir!

Ufak ya da büyük (kimilerine göre giden hediyenin veya etkinliğin büyüklüğü, kimilerine bütçe, kimilerine göre kampanya ya dahil olan kişi sayısı… Bence tek cevabı “alınan geri bildirim”…) kampanyalar ile markalar sosyal medyada yerlerini alıyor. Ya da aldıklarını sanıyorlar.

Neden mi?

Marka bir kampanya yapıyor, bu kampanya projesinin bir süreci oluyor. Bu süreç, eğer varsa hediye ve davetlerle markanın sosyal ağlar üzerinde konuşulmasını sağlıyor. Bunun için küçümsenmeyecek bütçeler ayrılıyor.

Eee sonra?

Farklı süreçler gösteren bu kampanyalar bir süre sonra kaybolup gidiyor. Evet bazen hatırlıyoruz, x marka şunu yapmıştı… O kadar!

Yeterli mi?

Kampanya yapmak ile varolmak arasında kalın bir duvar var. Eğer kısa/uzun süreli bir kampanya yapıp sonra bir daha bakmayacağın mecralara girmenin anlamı ya da mantığı yok.

Yani?

Varolmayı bilmek, markayı bu mecralar varolmasını korumak, marka elçileri yaratmak, toplulukları kontrol etmek gerekiyor. Tabii ki müşterilerinize yönelik avantajların sunulacağı kampanyalar yapılmalı ama sadece kampanya yapmak için sosyal ağlarda bulunmak yanlış. Markanın varlığını korumaya yönelik çeşitli projeler yapılmalı… Uzun soluklu projeler, doğru stratejiler ilerler…

Aksi halde, ne gönderdiğiniz hediyenin, ne gerçekleştirdiğiniz etkinliğin, ne de bu iş için yatırdığınız bütçenin hiç bir anlamı olmaz.

Sayın Murat Kahraman‘ın Sosyal Medya 101 isimli kitabında bahsettiği örnek sosyal medya kampanyaları ve bu kampanyaların geri bildirimlerini görmeniz mümkün. Murat Kahraman’ın kitabında adı geçen tüm sosyal medya kampanyalarına tekrar incelemek istedim.

Yapıldıkları tarihte büyük ilgi gören bu kampanyalara tekrar baktığım zaman gördüğüm, markaların sosyal ağları kullanmayı bıraktıkları. Evet, çünkü hepsi birer kampanya, hiç biri sosyal medya da varolmak için yapılmış projeler değildi.

Bu marka için büyük bir hata. O kadar başarı kampanya yaptıktan sonra neden sosyal medyada varolmaya devam etmediniz?

Ufak ya da büyük (kimilerine göre giden hediyenin veya etkinliğin büyüklüğü, kimilerine bütçe, kimilerine göre kampanya ya dahil olan kişi sayısı… Bence tek cevabi “alınan geri bildirim”…) kampanyalar ile markalar sosyal medyada yerlerini alıyor. Ya da aldıklarını sanıyorlar.

Neden mi?

Marka bir kampanya yapıyor, bu kampanyanın projesinin bir süreci oluyor. Bu sürec, eğer varsa hediye ve davetlerle markanın sosyal ağlar üzerinde konuşulmasını sağlıyor. Bunun için küçümsenmeyecek bütçeler ayrılıyor.

Eee sonra?

Farklı süreçler gösteren kampanyalar bir süre sonra kaybolup gidiyor. Evet bazen hatırlıyoruz, x marka şunu yapmıştı… O kadar!

Yetiyor mu?

Kampanya yapmak ile varolmak arasında kalın bir duvar var. Eğer kısa süreli bir kampanya yapıp sonra bir daha bakmayacağın mecralara girmenin anlamı ya da mantığı yok.

Yani?

Varolmayı bilmek, markayı bu mecralar varolmasını korumak, marka elçileri yaratmak, toplulukları kontrol etmek gerekiyor. Tabii ki müşterilerinize yönelik avantajların sunulacağı kampanyalar yapmak gerekiyor ama sadece kampanya yapmak için sosyal ağlarda varlığınız korumak için yapılmalı…

Sonuç

Sosyal medyada bulunmak irili-ufaklı, kısa-uzun vadeli kampanya yapmak değildir.

Benzer Başlıklar.

11 Responses so far.

  1. Volkan Çelik diyor ki:

    Ufak ya da büyük (kimilerine göre giden hediyenin veya etkinliğin büyüklüğü, kimilerine bütçe, kimilerine göre kampanya ya dahil olan kişi sayısı… Bence tek cevabı “alınan geri bildirim”…) kampanyalar ile markalar sosyal medyada yerlerini alıyor. Ya da aldıklarını sanıyorlar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. Soledad diyor ki:

    +1

    This comment was originally posted on FriendFeed

  3. ozlémceylan diyor ki:

    tabi ki değildir de; markanın yeni bir "ürün" için yaptığı spontan kampanya ve promosyonun unutulması doğal. önemli olan "marka"nın varlığının sosyal medyadaki devamlılığı gibi geliyor. her ne kadar marka iletişimi eğitimine yeni başlamış bir mimar olsam da, doğrusu bu gibi sanki ….

    This comment was originally posted on FriendFeed

  4. Volkan Çelik diyor ki:

    Evet, ben de onu diyorum, tamam kampanya yapılsın ama asil olan varolabilmek… Bu arada ben de yeni başlayanlara "sosyal medyada marka iletişimi" dersi veriyorum… :))

    This comment was originally posted on FriendFeed

  5. sunipeyk diyor ki:

    inandıklarında, değişecek çoğu şey.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  6. aykut - webbcini diyor ki:

    Stratejisini oluşturan ve yeni medya’ya uyum sağlamak isteyen markalar bu konuda çok sorun yaşamıyor ancak belirli bir stratejisi olmayan, yeni mecrayı tanımaya çalışmadan yalnızca kısa dönemli fayda sağlamaya çalışan markalar doğal seleksiyon yolu ile eleniyor. Mecra içerisine yeni girecek markaların halihazırda enenmiş örnekleri iyi incelemesi ve gerçekten şeffaf olmayı kabul edip edemeyeceklerinin cevabını vererek harekete geçmeleri gerekmekte. Ödül verdim müşteri satın aldım, ödül verdim data topladım ilişkisinin yeni dönemde işe yaramadığını görmeleri gerekiyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  7. Volkan Çelik diyor ki:

    Markalardan ziyade projeyi ve stratejiyi gelistiren uzman/stratejist/yonetici hatasi. Mecrayi tanitan, projeyi gelistiren onlar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  8. aykut - webbcini diyor ki:

    @Volkan haklısın düzeltmek gerek Marka derken aslında marka içerisinde bu iletişimi planlayan, uygulatan, bütçesine karar veren kısaca projeyi hayata geçiren ekipleri kastetmiştim. Ama şunu da gözardı etmemek gerekir ki projeyi ve stratejiyi geliştirenlerin de hatası olmayabiliyor. Projeyi oluşturup yönetime sunulması sonrasında orasını kırp burasını kees, bütçesine dokun bir çok kişi müdahele ediyor ve iş işin uzmanı yerine bir anda bir çok kişinin gereksiz müdahelesi ile yine bahsettiğimiz tip örneklere dönüşüveriyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. Volkan Çelik diyor ki:

    Evet kesinlikle oyle, ozellikle "patron sirketi", "aile sirketi" seklinde isimlendirdigimiz sirket yonetimlerinde bu cok fazla oluyor. Cunku bu tarz sirketler (istisnalar haric) projenin geri bildirimi degil, daha ucuza nasil hallederiz mantigi yurutuyor. Bir marka icin sosyal medya stratejisi gelistirirken bu projeyi, yonetime en iyi sekilde nasil sunar ve kabul ettiririm stratejisi gelistirmek gerekiyor :)))) Ben de Sunipeyk gibi umutluyum. Markalar bu mecrayi aktif ve uzun omurlu kullanmaya baslayacaklar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. Volkan Çelik diyor ki:

    Evet kesinlikle oyle, ozellikle "patron sirketi", "aile sirketi" seklinde isimlendirdigimiz sirket yonetimlerinde bu cok fazla oluyor. Cunku bu tarz sirketler (istisnalar haric) projenin geri bildirimi degil, daha ucuza nasil hallederiz mantigi. Bir marka icin sosyal medya stratejisi gelistirirken bu projeyi en iyi sekilde nasil sunar ve kabul ettiririm stratejisi gelistirmek gerekiyor :)))) Ben de Sunipeyk gibi umutluyum. Markalar bu mecrayi aktif ve uzun omurlu kullanmaya baslayacaklar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  11. aykut - webbcini diyor ki:

    Küçük değişimler büyük adımlara yol açar. diğer feed’de de yazdığım gibi ben de oldukça pozitif bakıyorum. Küçük ama etkili işleri gördükçe büyük ama hantal yapıların da kendilerini rehabilite ettiğini ve yeniden yapılandığını görüyorum bu çok keyif verici.

    This comment was originally posted on FriendFeed

Leave a Reply